Ramazandan Hatıralar

Bu konu SOLAK tarafından 10 sene önce açıldı, 283 kere okundu ve Henüz Cevap Yok.
SOLAK
Üyelik Zamanı: 9 sene önce
Konu Sayısı: 388
Yanıt Sayısı: 2290
10 sene önce

Oruçluya İlahi ikram Avustralya’nın Sydney şehrinde yaşıyoruz. Önceki gün eve biraz erken dönüp iftar öncesi hazırlıklara yardım etmek istedim. Yolda, daha önce tanıştığım Türk kebap dükkânı sahibine selam vermek arzusu doğdu. İşyeri sahibi dükkânı satmış ve yeni sahipleri, kebap satışı dışında eskisinden farklı olarak pide çeşitleri de yapmaya başlamışlar. Aslında evde yemek vardı, ama yeni sahiplerine alışveriş yaparak bir hayırlı olsun demek için pide yaptırdım. Evde kapıyı, ortaokul ikinci sınıfa giden kızım açtı. Elimdeki pideleri görünce sevinçle, “Baba!” dedi. “Biliyor musun bugün okulda Müslüman olmayan arkadaşlarım yanımda böyle tavuklu, etli, kaşar peynirli pizza yerken canım öyle çekmişti ki, çok teşekkür ederim…” İftar saatinde çok duygulandım. Demek ki, Allah hiç aklımda yokken, kızımın oruçlu haldeyken içinde bulunduğu hal duasını kabul etmiş. Murat – Sydney Taşındığım ilçede ilk teravihim Öğretmenlikte ikinci görev yerim olan Bandırma’ya yerleştiğimde Ramazan ayı girmişti. Eşyaları taşımış ve en yakın camiye teravih için gitmiştim. Camiye vardığımda cemaati de çok kalabalık bulmamış ve bir anlam verememiştim. Meğer Bandırma’nın hatimle teravih kılınan camisiymiş. Daha sonra bu ilçeden evlenip çoluk-çocuk sahibi oldum ve o camiye yine bir Ramazan’ın son günü giderek Ramazan’ı bu camiden uğurlamak istedim. Ama namaz bana öyle uzun ve yorucu geldi ki. Hatta bir ara dışarı çıkıp abdest tazeledim. Namaz sonrası bendeki sıkıntıyı fark eden amcalardan birinin açıklaması şöyleydi: “Evladım, bu yıl Ramazan 29 çektiği için bu akşam iki cüz birden okundu.” Size bir ipucu: Bu yıl mübarek ay 30 çekiyor… Rahat rahat hatimle teravih kılmaya gidebilirsiniz. Bilal Ezilmez Meğer iftar başkalarınaymış Ankara’da üniversite öğrencisiyiz. Bir arkadaşım bir otelde öğrencilere yönelik iftar olduğunu söyledi. Otele gittik ve bir masaya oturduk. Ezanla oruçlarımızı açtık, yemeklerimizi yedik. Yemekten sonra çevremizdekilerin hiçbirinin Türkçe konuşmadığını fark ettik. Meğer iftar programı yabancı öğrenciler içinmiş. Görevliler bizim yanımıza gelerek nereli olduğumuzu, ismimizi vs. soruyorlar; fakat biz çaktırmamak için ne dediklerini anlamamış gibi garip hareketlerle durumu kurtarmaya çalışıyoruz. Görevlilerin masadan ayrılmasıyla gülerek hızla salondan ayrıldık. T. Öztürk – Çanakkale Arabanın frenleri boşaldı Kütahya-Tavşanlı’dan İnegöl’e iftara gidiyoruz. Dualarla başladımız yolculuk Kur’an-ı Kerim’le devam etti. Dağlık bir alanda ilerlerken birden arabanın frenleri patladı, araba sağa sola yalpalayarak ilerliyor, ha devrildi ha devrilecek. Bir tarafımız da uçurum. Bu şekilde virajlardan devrilmeden geçtik ve nihayet durduk. Arabadan indik, ağlayanlar, birbirine sarılanlar. Hafif yağan yağmurla birlikte ezan sesi duyuldu. Araba o haldeyken karşımıza hiçbir vasıtanın çıkmaması da ayrı bir lütuftu ve Ramazan’ın hürmetineydi. Arif Koşar – Çanakkale Merak etme, seni kimse görmez! İşyerinden çıkarken Alman işyeri sahibiyle karşılaştım. Biraz yorgun gözüktüğümü söyledi. Ben de oruç tuttuğumu ve gün boyu hiçbir şey yiyip-içmediğimi söyledim. Bana, “İşyerinde yiyebilirsin, seni kimse görmez.” dedi. Ben, “Ama Allah görüyor.” dedim. O bana “Ah Mensch!” dedi. Sigortaların bulunduğu küçük ve karanlık odaya girip kapıyı kilitlememi ve orada yiyip içebileceğimi tekrarladı. Ben o gün eve giderken bu insana Allah’ı nasıl anlatabileceğimi düşündüm. alıntıdır

Konuya Bir Cevap Yazın

Forumda Kimler Online (Şu anda 1 kişi Online)
  • ADMINISTRATOR (3)
  • SÜPER MODERATÖR (9)
  • MODERATÖR (1)